25 Mayıs 2020 Pazartesi

EŞKIYA

Başrollerini Şener ŞEN ve Uğur YÜCEL'in oynadığı 1996 yılı yapımı Yavuz TURGUL filmi "Eşkıya" gösterime girdiği dönem 2 milyon 568 bin 339 kişi tarafından izlenerek yıllardır duraklayan Türk Sineması için umut olmuştur. Yıllardır sinemaya gidemeyen Türk halkı "Eşkıya"yla eski sinema günlerine dönüş yapmıştır.

Filmin yönetmenliğini yapan Yavuz  TURGUL'un Şener ŞEN'le birçok filmi vardır. (Züğürt Ağa-Av Mevsimi- Gönül Yarası-Muhsin Bey gibi...) Asıl mesleği gazetecilik olan TURGUL, Ses dergisinde çalışırken ünlü yönetmen Ertem EĞİLMEZ'in desteğiyle  -başarı asla tesadüf değildir insanın hayatında doğru insanların olması ve o insanların yol göstermesi de başarıya götürür- senaryo yazmaya başlar. İlk yönetmenliği "Fahriye Abla" ilk senaryosu ise başrollerini Türkan ŞORAY ile Bulut ARAS'ın oynadığı "Sultan" filmidir. Birçok başarılı filmin senaryo ve yönetmenliğini yapan TURGUL 2017 yılında düzenlenen 29 Ekim Resepsiyonunda, Sinema alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülü almıştır.

Şener ŞEN, Türk sinemasının yaşayan duayenlerindendir. 1941 Adana doğumlu ŞEN'in Marangoz olan babası bir film setinin tadilat işini yaparken o filmde oynamaya başlayan Türk sinema oyuncusu Ali ŞEN'dir. İlkokul öğretmenliği, işportacılık, dolmuş şoförlüğü gibi birçok işte çalıştıktan sonra sinemalarda yan rollerde oynamaya başlar. Hababam sınıfındaki "Badi Ekrem" rolü ile dikkatleri çeker. Rol aldığı “Süt Kardeşler”, “Şabanoğlu Şaban”, “Tosun Paşa”, “Kibar Feyzo” , “Çöpçüler Kralı” ve “Davaro” adlı filmler ile artık seyircinin sevdiği bir oyuncu durumuna geldi. Birçok tiyatro oyununda oynayan sanatçının "Zengin Mutfağı" oyununu izlerken koca oyunu tek başına kurtardığını dünya gözüyle görmüş oldum. Sanatçıların birçoğu gibi iyi bir oyuncu olmasına rağmen Şener ŞEN'de başkalarını oynamaktan kendileri olmayı çoktan unuttuklarından röportajlarında genelde çok sessizdir.  "Bazen hiç birşey yapmadan öylece bekledim bir aktör intiharı  sayılabilecek kadar uzun yıllar beğeneceğim bir hikâyede o rolü bekledim." diyen Şener ŞEN para değil güzel işler yapmak için oyunculuk yapmıştır.

Film 35 yıl hapiste kaldıktan sonra serbest bırakılan bir eşkıyanın, Baran’ın (Şener Şen) hapisten çıkıp memleketi Urfa’ya, köyüne gitmesiyle başlar. Ancak köyü baraj yapımı nedeniyle sular altında kalmış ve terk edilmiş bir halde bulur. Fırat nehrinin Halfeti'nin birçok köyünü su altına alması bazı aileleri memnun ederken bazı ailelerin yaşantısını kötü şekilde etkilemiştir. Erkan OĞUR'un gönüllere işleyen ezgileriyle Fırat kenarındaki konuşma sırasındaki Ceren ana'nın Baran'ın boynuna astığı muska onu boynunda kaldığı sürece koruyacaktır... Uzun yıllar hapisten kalan Baran hala eski hayatındaki gibi giyinip davranmaya çalışır fakat bir türlü uyum sağlayamaz tıpkı "Esaretin Bedeli" filminde ki 40 yıl hapiste kalıp özgürlüğüne kavuştuktan sonra normal hayata adapte olamayan Broks gibi... Baran kendinini ihbar edenin en yakın arkadaşı Berfo'nun (Kamuran Usluer) olduğunu ve sevdiği kadını da alıp İstanbul'a gittiğini Urfa'daki sıra gecesinde rahmetli sanatçı Kazancı BEDİH'in uzun havasının fonuyla arkadaşı Mustafa'dan öğrenir. Baran, sevdiği kadın Keje’yi (Sermin Şen) ve hapse düşmesine neden olan Berfo’yu bulabilmek için yola çıkar.

Cumali (Uğur Yücel) anasız babasız halanın yanında sapık eniştesinden kaçarak kötü bir çocukluk geçirmiş kısa yoldan zengin olup itibar görmek isteyen bir gençtir. Baranla yolları aynı trende kesişir. Cumali, Demircan'ın (Uyuşturucu Çetesi Lideri) mallarını polislere yakalatmamak için Baran'a teslim eder. Baran Cumali'nin hayatını kurtarınca vefa borcundan dolayı ona yardımcı olur ve aralarında bir baba-oğul ilişkisi başlar. Cumali Baran'ı Tarlabaşında kendi kaldığı; eski bir sinema yıldızı, bir hayat kadını gibi değişik müşterilerin olduğu "Cumhuriyet Otel"ine yerleştirir.

Cumali sevgili Emel'in abisini hapisten çıkarmak için Demircan'ın mallarından çalar ve parayla kefareti öder sevgilisinin gözünde kahraman olur! Baran'da televizyonda zengin iş adamı Mahmut ŞAHOĞLU'nun Berfo olduğunu öğrenir ve Cumali'den ona götürmesini ister. Baran, Berfo'nun tüm bu kötülükleri Keje'ye olan aşkından yaptığını fakat Keje'nin susarak kendisini cezalandırdığını öğrenir. Baran ve Berfo bir pazarlık yapar Keje eğer Baranla konuşursa onunla gidecektir. Keje Baran'ı görünce önce gözleriyle sonra sanki başkasının sesinden konuşurmuş gibi kesik kesik konuşur. Berfo yıkılır Baran onu gelip alacağını söyler. Aralarında geçen diyalogda, eşkıyalar öldüğünde bir yıldız kaydığı Keje hep yıldızlara baktığını ama Baran'ın ölmediğini bildiğini söyler. Baran'da hapiste vurulduğunu dövüldüğünü hastalandığını ama ölmediğini Keje'yi bir kez daha görebilmek için ölmediğini söyler. Cumali sevgilisinin kendisini aldattığını abim diye tanıttığı kişinin aslında sevgilisi olduğunu öğrenir ve kaldıkları otelde onları bularak öldürür. Bununla birlikte Demircan mallarını Cumalinin çaldığını öğrenir artık Cumalinin başı sadece polislede belada değildir. Baran Cumaliyi uyuşturucu işinde hep uyarır ama Cumali zengin olup itibar görme derdindedir. Cumali Demircan tarafından yakalanınca Baran Cumalinin uyuşturucu parasını ödemek için Kejeyle birlikte Berfo'ya gider ve ne yazık ki Berfo'nun verdiği çek karşılıksız çıkar ve Demircen Cumaliyi öldürür. Deliye dönen Baran Berfo'ya gider Berfo Baran'a "Bir çocuk için Keje'yi nasıl bırakırsın, Hayat'ın sevda karşısında ne önemi var?" der Baran da aynı sözcükleri söyleyip Berfo'yu öldürür. Demircanla da hesaplaşan Baran en son oteldeki yaşam kadınının organizatörlüğünü yapan Jilet Cemalide vurarak kaçmaya başlar. Evlerin çatılarında dolaşır polislerle çatışmaya girdiği sırada boynundan muskası düşer ve vurulur. Hayatında hiç havaifişek görmeyen Baran onların daha önce ölmüş eşkiyalar olduğu ve kendini çağırdıklarını düşünerek terastan atlar ve o sırada Erkan Oğur'da "Fırat" türküsü çalar Keje'de o sırada bir yıldız kaydığını görür ve "Güle Güle Eşkiya" der film biter.

Baran'ın İstanbul'un tepelerini binalarını Cudi dağına benzetir Şanlıurfa'da geçen olayların Cudi'ye bağlanması, Tarantino filmlerini aratmayan fakat daha yapay olan kanlı sahnelerin olması, Baran'ın ölürken atılan havaifişeklerin gerçekten uzak olması filmin kötü yanları ama filmde o kadar ince ayrıntılar işlenmiş ki bu sahneler göze batmıyor. İyi ve kötünün kim olduğu kimin neye göre iyi neye göre kötü olduğu gibi...

Baran dağda adam öldüren haraç kesen bir eşkıyadır! kötü mü? İyi mi? Bir gencin hayatı uğruna, sevdiği kadından vazgeçer! kötü mü? İyi mi?

Cumali çocukluğundan başlayarak kötü bi hayat sürmüştür sevdiği kadın için hırsızlık yapar iyi mi? kötü mü? Yaşlı bi adama yardım eder ona kol kanat gerer iyi mi? kötü mü?

80 'ler dönemindeki siyasi ya da müstehcen sayılan filmlerde Türk sineması durağanlaşmış kimse eskisi gibi ailesiyle sinemaya gidemez olmuştu. Eşkıya filminden sonra Türk halkı eskisi gibi sinemaları doldurmaya başladılar. 24 yıl önceki teknolojiye göre gayet güzel çekimleri ışığın güzel kullanıldığı en iyi yönetmen ve en iyi senaryo ödüllerini almış bir filmdir. Her karede 21 ayrı görüntünün olduğu bir sanat filmi olmasa da Türk Sinemasında isminin altın harflerle yazdırmış bir başyapıt olmuştur. Öyle ki IMDB (Internet Movie Database-İnternet Film Veri Tabanı) listelerinde iki kez ilk 250'ye girmiş ilk ve tek Türk Filmidir.

Her cuma gösterime giren filmleri izleyebilmem “Eşkıya” filmiyle sinema kapılarının açılması sayesinde oldu. Hayata bakış açımı değiştiren ufkumu geliştiren bir çok filmi sinemalardan öğrendim. Bir filmi izlemek beyazperdede ki birçok kişiyi izlemektir. Yönetmeni, sanatçıyı, ışıkçıyı, rejisörü, yapımcıyı, yayıncıyı ve kendini… O yüzden sinema “Hayat”tır benim için…

"Bu filmde insanımızı, kendi öz kişiliğimizi beyazperdeye aktarmaya çalıştık. Bizi anlatarak evrenselliğe ulaşım yolunu bulacağımızı sanıyoruz" Şener ŞEN'in filme yorumu...


 https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eener_%C5%9Een 

http://yenifilm.net/2000/12/eskiya/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

EN İYİ FİLM LİSTEM

Bu listeyi yapmayı aslında istiyordum final ödevim için "En çok sevdiğim film" ve "En çok sevdiğim müzik" seçimini yapar...