Eser
ünlü İrlandalı yazar James JOYCE’un dansçı kızı Lucia JOYCE’un hayat hikayesini
anlatıyor. 1920’lerin Paris’inde sokakların sanat koktuğu dönemde James
JOYCE’un gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı kızının her işine koşturması ve
bunu yaparken kendi hayatını hiçe sayması ve adım adım ruh sağlığının nasıl
bozulduğu anlatılıyor. Mükemmel dans yeteneğine sahip Lucia babasına yardım
için gelen Samuel BECKETT’in (daha o
zaman kısa hikayeler yazan sonra ünlü olan İrlanda’lı yazar)onun kaderi
olduğunu ve onunla evlenirse hayatının tamamen değişeceğine inanıyor. Sanatın
merkezi Paris’te geleneklerine bağlı bir İrlandalı ailesinin yaşamının maddi
sıkıntıların zorluğu, annesinin ne Lucia’ya ne de dansına saygı duymaması onu
Samuel’e daha çok iten nedenlerden. Annesine göre tek kıymetli varlık oğlu
George –ne yazık ki o da annesi yaşında bir kadınla evlenerek onu hayal
kırıklığına uğratsa da Nora oğluna olan zaafından dolayı ve kadının zengin
olmasından! dolayı hemen affediyor- Lucia ise babası gibi bir günahkar.
James
Joyce genç yaşlarda farklı bir tarzla yazdığı (Epifanya (ya da epifani) terimi, Eski
Yunan'da tanrıların ilahî özelliklerini ölümlülere göstermesi anlamına
geliyordu. Joyce bu sözcüğü,
bir kişi ya da
nesneyle ilgili asıl gerçeğin
birdenbire ortaya çıktığı
anları dile getirmek için kullandı. Deneysel "epifanyalar'ı sayesinde
gözlemlerini ayrıntılı olarak ve özlü bir üslupla
yazıya geçirebildi)*1
eserlerinin kıymeti çok sonraları anlaşılıyor. Hele ki onu meşhur eden Ulyessa
eserini 40’lı yaşlarında yazan yazar kitabı pazarlayabilmek için Fransız
eleştirmen Valery Larbaud’a * "Her
bölüm belirli bir sanat ya da bilimle ilgilidir, belirli bir simge içerir,
insan vücudunun belirli bir organını temsil eder, belirli bir renge ve tekniğe sahiptir ve belirli bir zamanda
geçer". Şeklinde
bir eleştiri
yapmasını ister fakat Joyce bu planı hiçbir zaman uygulamaz, hatta kitabı bölüm
başlıklarını
değiştirerek yayımlar. Larbaud'nun
sözünü ettiği
plan, okurlardan çok, kitabı yazdığı
sırada Joyce'a yardımcı olmuş
olabilir*.2
Şu an da
Ulyessa’yı incelemek için 2 dergi yayınlanmaktadır. James Joyce yıllarca
gözleriyle ilgili ciddi sağlık sorunları yaşamıştır fakat en verimli olduğu
dönemleri ise en sağlıksız olduğu dönemlerdir.
Lucia
ailenin fotoğraf çerçevesinin en ortasında durmasına rağmen üstün yeteneği olan
dans için verdiği emek, duyguları ve istekleri hiç göz önünde bulundurulmaz.
Lucia’nın o dönemde ortaya çıkardığı kendi tarzında ki dansı sahne de giydiği
kıyafeti şu an bile hayranlık uyandıracak niteliktedir. Dönemin meşhur
dansçılarının ona bale eğitimi vermek için ısrar etmesi Lucia’nın ayaklarının
yara olana kadar dans etmesi ailesinin isteklerinin önüne geçemez. Meşhur
yazarlar müzisyenler ressamlar Lucia ‘ya hayranlık duyar aşık olurlar fakat o
aşkın bir çok duyguyu beslendiğine inandığı için karşısındaki kişinin sadece
yakışıklı zengin meslek sahibi olmasının yeterli olmadığı onun tüm duygularını
okşamasını ister. Ailesinin hayatını yaşarken Lucia belli dönemlerde travmalar
yaşamaya başlar ama ailesi bunu şımarıklık olarak görür oysa ki bu onun “beni
fark edin bana değer ve önem verin” çığlıklarıdır. Fakir olup zengin insanlara
özenen onlar gibi yaşamaya çalışan bir ortamda arada kalmış bir aile olan Joyce’lar
İrlanda’nın geleneklerini hala devam ettirmeye çalışırlar Lucia ise bunlara
içten içe karşı çıkar-ki o zamanda çok yadırganılan şeyler şimdi olağan
olmuştur- mücadele etmeye çalışmaz çünkü kimse onu dinlemeyecektir. Her çırpınışının
her bir şeylerle mücadele etmesinin sonucunda zarar gören ya da yaralanan yine
Lucia olur. Babasının şöhretinin gölgesinde kalmış mükemmel dansını devam
ettirememiş her zaman babasının ilham perisi olduğunu zannettiği için ondan
ayrılamamış bir sanatçı ailesinin yüzünden yavaş yavaş ruh hastası olur ve
kliniğe yatırılır burada sayısız doktorlarla tedavi edilmeye çalışılır fakat
hiç biri sonuç vermez. Doktorların çoğu aile içerisinde ki cinsel çarpıklıkları
– o dönemde kimsenin cesaret edemediği şeyleri kaleme alarak dikkat çeken babasının
bunda etkisi vardır- Lucia’yı bu hale
getirdiğini düşünür ve bu konu üzerine gider fakat bu bir muammadır. Lucia
annesi ve erkek kardeşi tarafından terk edilir babası ölene kadar onu ziyaret
eder fakat o da ölünce Lucia bir ruh hastanesinde hayat gözlerini kapatır.
Yazar’ın
okuduğum ilk kitabı, kitap akıcı bir dille yazılmış konu detaylı bir şekilde
işlenilmiş gerçek bir hayat hikayesi oluşu kitabı daha çekici bir hale
getiriyor. Lucia’nın esnek vücudu kendine has teknikleri kimsenin akıl
edemediği olayları dansa aktarışı bunu müzikle ritimle mükemmel bir uyumla
yapışını hayal ettikten sonra onun gibi bir cevherin yok oluşunu genç bir
insanın hayallerinin yıkılışı ve hayatının mahvoluşu gerçekten üzücüydü. Fakat
yazarın başlarda sıkıcı ortaya doğru hareketlenen sonlarda ise üstün körü
anlatımı belki biraz kitabın değerini kaybettirmiş olabilir.
Lucia’nın
isminin meşhur bir opera sanatçısından alışı ve bu sanatçının akli dengesini
kaybederek vefat etmesi insanın isminin kaderini ne kadar etkilediğinin bir
örneğidir.
“Dans
vücudun yazdığı yazıdır.”
1- Türk Edebiyatı
1- Türk Edebiyatı
2- AnaBritannica
& Turkedebiyati.org
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder